"Akımın bir yönü var, şiddeti de var; öyleyse neden hız veya kuvvet gibi bir vektör değil de skaler bir büyüklük?" İlk bakışta oldukça mantıklı görünen bu soru, fiziğin derinliklerinde yatan çok önemli bir ayrımı gözler önüne seriyor.Vektörel bir büyüklükten bahsettiğimizde, sadece büyüklük ve yönün olması yetmez. Bir büyüklüğün "vektör" olarak sınıflandırılabilmesi için matematiksel olarak vektör cebiri kurallarına (paralelkenar kuralı ile toplama, bileşenlerine ayırma vb.) kusursuz bir şekilde uyması gerekir. İşte akımın skaler kabul edilmesinin temel sebebi budur.Bir düğüm noktasını düşünün. Eğer akım vektörel olsaydı, iki telin birleştiği noktada toplam akım, tellerin birbirine göre yaptığı açıya bağlı olarak değişmek zorunda kalırdı. Oysa gerçek hayatta, Kirchhoff'un Akım Kanunu bize şunu söyler: Bir düğüme giren akımların toplamı, teller hangi açıyla gelirse gelsin, her zaman cebirsel olarak toplam akıma eşittir. Yani akım, fiziksel konumdan veya açıdan bağımsız olarak basitçe toplanır.
Akımın sahip olduğu "yön" kavramı, aslında uzaydaki sabit bir vektörel doğrultuyu değil, yüklerin iletken telin geometrisi boyunca izlediği yolu ifade eder. Telin şekli değiştiğinde akımın yönü de o yolu takip ederek değişir. Bu durum akımı "doğrultusu yola bağlı olan" bir büyüklük haline getirir, ancak bu durum onu vektör yapmaz.
Özetle; akım, bir büyüklük ve yöne sahip olmasına rağmen, vektörel toplama işlemlerinin gerektirdiği geometrik özellikleri taşımadığı ve sadece yük akış hızı (yük/zaman) olarak skaler bir oranla tanımlandığı için fizik kurallarında skaler olarak işlenir. Bu ayrım, karmaşık elektrik devrelerini analiz ederken matematiksel olarak işimizi kolaylaştıran temel bir kabuldür.